Şaban Taçyıldız (Nisan 2012)

…”Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu ödülü birçok vakıf arasından Malatya Eğitim Vakfı’na layık görmüştür. Ödül verilirken Malatyalı bakanlarımız, milletvekillerimiz, vali ve üst düzey bürokratlarımız bizi yalnız bırakmamıştır. Vakıf olarak TBMM üstün hizmet ödülü sonrasında da çeşitli ödüllere layık görüldük. Halen o günlerde yaşadığım mutluluğun etkisini üzerimden atamıyorum”(Şaban Taçyıldız).

ODTÜ öğrencisi, mezunu ve akademisyeni olan Malatyalıların üyesi olduğu ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği olarak her ay yayınladığımız röportajların Nisan ayı paylaşımını siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz. Yapılan röportajları; derneğimizin internet sitesinde, haber sitelerinde ve sosyal paylaşım sitelerinde yayınlayarak üyelerimizin ve kamuoyunun bu paylaşımdan yararlanmasını arzuluyoruz. Nisan ayı için konuğumuz; önceki dönemlerde Malatya Eğitim Vakfı Genel Başkanlığı yapmış, iş adamı Sayın Şaban Taçyıldız. Malatya Günleri etkinliklerine katılmak için Ankara’ya gelen Sayın Taçyıldız’ı, kalmış olduğu otelde, ziyaret ettik. Malatya ili, Malatya Eğitim Vakfı ve ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği hakkında sohbet havasında geçen röportajı fotoğraf ve videosu ile birlikte aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Keyifli okumalar ve seyirler diliyoruz.

Malatya’nın neresindensiniz? Buranın sizin için önemi nedir?

Ben Malatyalıyım. Malatya’nın Yeşilyurt kasabasındanım. Orada doğdum, 7 yaşına kadar orada yaşadım. Daha sonra şehre taşındım. Ardından yıllarca Malatya’da kaldım sonra İstanbul’a geldim.

Malatya benim doğduğum, çocukluğumun ve gençlik dönemimin geçtiği yerdir.  Malatya bana arkadaş, dost, akraba ve yakınlarımla beraber geçirdiğim yılları anımsatır. Malatya gerek kültür dokusu gerekse şehircilik anlamında Türkiye’ye önder olan şehirlerden biridir. Malatyalı olmaktan gurur duyuyorum, onurlanıyorum. Malatya’yı sevdiğimi, Malatyalı olduğumu her yerde göğsümü gere gere söylüyorum.

İstanbul’a ne zaman geldiniz?

1972’de geldim İstanbul’a. O tarihten beri İstanbul’da yaşıyorum.

Şimdilerde iş dünyasından uzaksınız, emekliliğinizi yaşıyorsunuz sanırım.  Malatya’da ne işiyle uğraşırdınız?

Malatya’da mesleğim ayakkabıcılıktı.

İstanbul’da ilk zamanlarınızda hangi işle uğraştınız?

İstanbul’a geldiğim zaman da ayakkabıcılık işiyle uğraşmaya devam ettim. Ailemle birlikte çalıştım. Kapalıçarşı’da bir mağazam vardı. Yıllarca o işi yaptım. Daha sonra kendi kendimi emekli ettim. Yaşamımda biraz daha sosyal hizmetlere vakit ayırmaya başladım.

Hangi sivil toplum kuruluşlarına üyesiniz, hangilerinde yöneticisiniz? Hangilerinin kuruluşunda yer aldınız?

Malatya Eğitim Vakfı’nın kurucusuyum. 1985’ten beri Malatya Eğitim Vakfı’nın içerisindeyim. İki dönem genel başkanlık görevini yürüttüm. Diğer dönemlerde de çeşitli görevlerde bulundum. Daha sonra Malatya Sivil Toplum Örgütleri Birliği’nin kuruculuğunu yaptım ve yine yönetiminde yer aldım. Malatya Yeşilyurtlular Derneği’nin kurucusu oldum ve halen yönetim kurulu üyesiyim. Ayrıca Malatya İnönü Üniversitesi’nde bulunan Turgut Özal Tıp Fakültesi ve Turgut Özal Araştırma Hastanesinin kurucusu ve yönetim kurulu üyesiyim. Malatyaspor ’da da uzun yıllar yöneticilik yaptım.

İki dönem (2005-2009 yılları arası) Malatya Eğitim Vakfı Genel Başkanlığı görevinde bulundunuz? Genel Başkanlığınız döneminde Malatya Eğitim Vakfı; TBMM Üstün Hizmet ödülüne layık görüldü, bunun sizin için önemi nedir?

Dünyada iki tane çok önemli kuruluş vardır biri sağlık; diğeri eğitimdir. Allaha çok şükür hem eğitim alanında hem de sağlık alanında hizmet verdim ülkeme. Bunları yaparken en ufak bir menfaat beklentim olmadı. Allah rızası için yaptım; memleketimize nasıl bir katkı sağlayabilirim onun gayreti içerisinde oldum.

Hayatta yapmış olduğunuz iyi işlerin bir karşılığı vardır, biz bir ekip olarak ciddi çalışmalar yaptık, başarılı işlere imza attık; bunları övünerek söyleyebiliyorum. Tek kişinin elinden çıkacak işler değil bunlar! Malatya Eğitim Vakfı’na kimler destek vermişse, kimler kurmuşsa, kimler hizmet etmişse, kimler yöneticilik yapmışsa; ben hepsine teşekkür ediyorum. Almış olduğumuz ödül; bir ekip ve aile çalışmasının ürünüdür. Bu da; benim başkanlık dönemime denk gelmiştir, bundan dolayı ayrıca mutluyum. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu ödülü birçok vakıf arasından Malatya Eğitim Vakfı’na layık görmüştür. Ödül verilirken Malatyalı bakanlarımız, milletvekillerimiz, vali ve üst düzey bürokratlarımız bizi yalnız bırakmamıştır. Vakıf olarak TBMM üstün hizmet ödülü sonrasında da çeşitli ödüllere layık görüldük. Halen o günlerde yaşadığım mutluluğun etkisini üzerimden atamıyorum.

Malatya Eğitim Vakfı Genel Başkanlığınız zamanında Malatya ve sorunları konusunda yaptığınız çalışmalar nelerdir?

Malatya Eğitim Vakfı sayesinde üniversite eğitimi sırasında maddi güçlük çeken öğrencilerimize burs imkânı sağladık. Köylerimizde ve kasabalarımızda okullarımız eksikti. Malatyalı iş adamlarımıza çağrıda bulunduk; gelin annenizin, babanızın adına birer okul yaptırın, her şeyin başı eğitimden geçer dedik,  halkı seferber ettik. Sağolsun Malatyalılar bu projemize çok sıcak baktılar. Tahmin ediyorum ki Malatya’nın mezralarına kadar okul yapıldı. Eğitim adına yaptığımız bu işlerden büyük keyif aldık. Eğitim her şeyin başıdır. Eğitimin olmadığı yerde cehalet başlar, hadiseler büyür, huzursuzluk başlar. Ayrıca bu okullardaki öğrencileri maddi ve manevi yönden destekledik. Geriye dönüp baktığımda güzel işler yaptığımızı düşünüyorum.

Malatya’nın birçok beldesinde sağlık ocağı yoktu. Yine değerli Malatyalı hayırsever işadamlarımızın gayretleriyle, Malatya Eğitim Vakfı önderliğinde Malatya’nın birçok yerine sağlık ocağı yapılmasını sağladık. Buralara sağlık hizmetinin götürülmesi için girişimlerimiz oldu. Bu şekilde Malatya’ya hizmet etmeye devam ettik. Köylerimizin çoğunun nüfusu azdı, genelde yaşlı insanlar kalmıştı köylerde. Bu yaşlılarımız için servis arabaları aldık. Hastane ve sağlık ocaklarındaki doktorlarımız, hemşirelerimiz; kime iğne yapılacaksa, kimler tedavi edilecekse; onlarla yakından ilgilendiler, onlara tedavi vermeye başladılar. Kar-kış demedik insanlığa hizmet etmek için uğraştık. Suyu olmayan köylerimize su ulaştırmak için muhtarlarla, il müdürleriyle, belediye başkanlarıyla beraber bir diyalog içerisinde bulunarak devletimizden yardım istedik. Devletimiz nerde eksiklerimiz varsa koştu, yardım etti. Susuz köylerimiz kalmadı. Son durum nedir bilmiyorum ama sağlık ocağı ve okulu olmayan yer kalmadı diye tahmin ediyorum. Devlet ile halk arasında köprü olduk. Devlet büyüklerimiz bu tür eksikliklerin giderilmesi konusunda çok yardımcı oldular, onlara müteşekkiriz. Bilgisayarı olmayan okullarımıza bilgisayar aldık, internet bağlattık. Artık dünya küçüldü. Evvelden bir yere gidip görmeden oranın varlığını yokluğunu bilmiyorduk; şimdi hiç gitmeye gerek yok interneti açıyorsunuz nereyi istiyorsanız, nerden bilgi almak istiyorsanız her şey orda mevcut. Onun için bu teknoloji ile gençlerimizi buluşturduk, okullarımızın bu donanıma sahip olmasını sağladık. Tekrar belirteyim sağolsun işadamı arkadaşlarımız büyük destek verdiler.

Biz sadece Malatya’ya destek vermekle kalmadık. Vakfımızın tüzüğünde belirtildiği gibi yardımlarımızın %5’ lik, %10’ luk dilimini de civar illere, şehit asker çocuklarına, şehit polis çocuklarına ayırdık. Onların eğitimleriyle ilgilendik. Tahmin ediyorum ilk olmasa da ikinci en büyük vergi muafiyeti olan vakıflardan biriydik. Bunlardan dolayıdır,  Malatya Eğitim Vakfı’nın TBMM tarafından üstün hizmet ödülüne layık görülmesi. Vakfımızın kuruluşunda Sayın Özal ile beraber 32 arkadaşımız vardı. Kurulduğundan bu yana hep idare heyetinde bulundum, halen çalışıyorum. Herkesin bir hobisi vardır, bu da benim hobim. Seviyorum bunu. Yapılan işlerin hepsini Allah rızası için yaptım,  bir beklentim yok.

Başkanlığınız zamanında uğraştığınız ancak şimdilerde bu uğraşlarınızın boşa gittiğini düşündüğünüz çalışmalarınız oldu mu? Bunlar nelerdir?

Önünüze on tane hedef koyarsınız; beşini yaparsınız, beşini yapamazsınız. Hedefsiz olduğunuz zaman ne yapacağınızı bilemezsiniz, bunun için hep hedeflerimiz vardı. Hedeflerimizin yarısından fazlasını hayata geçirebildik diye düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi Malatya’da birlik ve beraberliği arttırıcı faaliyetler düzenlemekti. Bütün dernekleri, vakıfları bir araya getirerek el birliğiyle, gönül birliğiyle memleketimize hizmet edebilir miyiz diye düşündük. Bunu belirli bir noktaya kadar götürdüğümüzü düşünüyorum. Senede en az 1-2 defa Malatya’ ya giderek İstanbul’daki iş adamı arkadaşlarımızı Malatya’da ve Ankara’da bulunan hemşerilerimizle festivallerde, etkinliklerde bir araya getirdik. Hayal ettiğim şeyleri yaptım diye düşünüyorum, tabi eksiklerim vardır. Ömrümün yettiği müddetçe yine vakfın içerisindeyim, yine arkadaşlarımın yanındayım. Üzerime herhangi bir görev düştüğü zaman seve seve yaparım.

Oldukça sevilen ve saygı duyulan bir kişisiniz, İstanbul’da birçok Malatyalı işadamı ile diyalog halindesiniz. Bundan biraz bahseder misiniz?

İnsanları önemli kılan hal ve davranışlar vardır, bunları yaparsanız sevilirsiniz, saygı görürsünüz.  Allah’ın emretmediği, devletin yapma dediği davranışlar gösterirsem hata etmiş olurum, günahkâr olur ve suç işlemiş olurum. Bu da toplum tarafından sevilip, sayılmamama neden olur. Bu yüzden bu tür davranışlarda bulunmamaya dikkat ediyorum. Ben inançlı bir ailenin çocuğuyum.  Babam, annem, amcalarım hepsi iyi bir aileden gelme soylu bir ailenin çocuğuyuz. Onlardan aldığım eğitim, onlardan aldığım terbiye ve çevremde gördüğüm güzel şeylerden hep kendime ders çıkardım. Büyüklerimin vermiş olduğu nasihatlere hep uydum.  Hayatımın her aşamasında bu nasihatleri aklıma getirerek, onları uygulamaya koydum. Anasının, babasının büyüğünün, ecdadının lafını dinlemeyen, verdiği nasihatlere uymayan insanlar belki bir iş, bir meslek sahibi olabilir ama toplumsal değerlerden uzak kalır. Onun için toplumsal değerleri ön plana çıkarmak lazım. Yemeği pişirirsin ama yemesini bilemezsin. İşte o ailenin vermiş olduğu öğütlere uyarsan yemeği de en iyi şekilde yersin.

İstanbul’da bir gününüz nasıl geçiyor?

Sabahları genellikle erken kalkıyorum, spor yapıyorum. Çoğunlukla yürüyüş yapıyorum. Ancak son bir senedir dizimde oluşan kıkırdak zedelenmesinden dolayı yürüyüş sırasında biraz zorluk çekiyorum. Bu nedenle yürüyüşü çok kısa parkurda yapıyorum ama egzersizlerimi devamlı yapıyorum. Her günüm dolu geçiyor. Bir gün de evde kalayım diye düşünüyorum ama hiç kalacak fırsatım olmuyor. Ya o gün Allah gecinden versin bir Malatyalı hemşerimizi kaybetmiş oluyoruz ya bir hastamız oluyor ya da bir düğünümüz oluyor. Bunun yanı sıra derneklerin ya da hemşerilerimizin davetleri, geceleri oluyor; genellikle buralara gitmeye çalışıyorum. Çağrıldığım yerlere elimden geldiğince gitmeye çalışıyorum. Zaten rahmetli babamın vasiyetidir; oğlum cenaze ve sağlık duyarsan muhakkak ziyaretine git, düğüne de davet edilirsen git. Ölüm ve sağlığa çok önem veriyorum çünkü hepimizin gideceği son yer orasıdır. Arkadaşlarımızın bu üzüntülü günlerinde yanlarında olmayı daha çok önemsiyorum.

Birçok sivil toplum kuruluşuna üyeliğiniz bulunmakta, peki siyaseti hiç düşündünüz mü? Size teklifler geldi mi? İleride sizi Malatya’nın siyasetteki temsilcileri arasında görebilecek miyiz?

Siyaseti hiç düşünmedim.  Bunu gerçekten, samimiyetimle söylüyorum. Ben Özal’a çok yakın bir insandım. Bana Eminönü Belediye Başkanlığı’nı teklif etti,  kabul etmedim. Milletvekilliğini verdi, onu da kabul etmedim. Bunların hepsini verdi bana ama ben milletvekili olmayacağım dedim çünkü ben milletvekili olduğum zaman bir partinin adamı olurum, bir kesimin adamı olurum diye düşündüm. Hâlbuki Malatyalı olma sıfatıyla herkesle bir araya gelebiliyorum. Vakfı kurduğumuz zaman Sayın Özal’ın bize bir emri vardı:” Bak bu vakfı kuruyoruz, burada din, dil, ırk, mezhep, inanç ayrımı yapmayacaksınız. Bu vakıf aracılığıyla kime burs vermeniz gerekiyorsa, ona burs vereceksiniz”. O günden bugüne hiç böyle bir ayrım yapmadım. Belki de bundandır, siyaseti düşünmeyişim. Okulları, sağlık ocaklarını, yolları yaparken, öğrencilere kitaplar gönderirken burs verirken; bu hangi köylüymüş, şu hangi kasabalıymış diye asla demedik; bunun başı açıkmış, şunun başı kapalıymış diye asla ayrım yapmadık. Hak eden öğrencilere burslarını verdik. Kriterler belirledik. Bizim kriterlerimize göre kimsesiz ve fakir bir ailenin çocuğu olan ve okulda başarı sağlayan herkes imkanlarımız dahilinde burs alabilir. Sadece bu vasıfları aradık, yani bunun başı açıkmış şunun başı kapalıymış diye bu güne kadar asla böyle bir tercihimiz olmadı, olmaz da. Bursları verirken puanlama sistemini kullanıyoruz. Başvuranların bilgilerini bilgisayara yüklüyoruz ve puanlamasını yapıyoruz, bu puanlara göre burslarımızı veriyoruz.

Malatya Eğitim Vakfı olarak hep iyi işler yaptık, burs verdiğimiz öğrenciler arasında bugün paşalar, hâkimler, savcılar, mühendisler, mimarlar,  doktorlar,  öğretmenler, pilotlar var. Bu kadar öğrenciyi okutmuşuz,  bundan daha büyük bir mutluluk olur mu?

Siyasetin içine girmeden Malatya’yı iyi hale getirebilir miyiz, Malatyalılar arasında birlik beraberliği sağlayabilir miyiz, hep bunun peşinde koşturduk. İş adamları derneğimiz kurulmadan evvel Malatya’daki bütün sanayicileri birleştirme konusunda Malatya Eğitim Vakfı önderlik yaptı. Ancak iş adamları derneği kurulunca biz bu işlerden elimizi çektik, onların vazifesi budur diyerek biz kendi sahamıza döndük, eğitime, sağlığa, okula döndük. Herkes işini yapsın dedik. Senede en az 1-2 kez Malatyalıları toplama gayreti içerisindeyim. Malatya–İstanbul-İzmir-Adana-Mersin bu ayakları bir noktaya kadar birleştirdik. Fakat son zamanlarda bazı olumsuz konuşmalar üzerine bu geceler yapılmıyor, hâlbuki daha çok güçlenip, birlik ve beraberliğimizi sağlamalıydık. Bu tür durumlara çok üzülüyorum çünkü bu işlerin kuruluş aşamasında hep yer aldım, büyük zaman harcadım, emek verdim.

Hep beraber olsak, koşsak, koştursak güzel şeyler yaparız diye düşünüyorum. Mesela son zamanlarda belediyemiz olsun, valimiz olsun, milletvekilli arkadaşlarımız olsun Malatya’da güzel şeyler yapıyorlar. Onları tebrik ediyorum; başarılarının devamını diliyorum. En son Ankara’ya geldik, Malatya Günleri yapmışlardı çok beğendim gerçekten. Hakikaten güzel bir etkinlik oldu. Eski bakanlarımız Recai Kutan, Hüsnü Doğan, müsteşarımız Galip Demirel buradaydı. İsmet İnönü’nün kızı Özden İnönü, İnönü Vakfı’nın standına geldi. Eski-yeni milletvekilleri hep bir aradaydı. Malatya için aradığımız tablo buydu. Emeğimizi paylaşabiliriz, hepimiz Malatyalıyız, hepimiz akrabayız, arkadaşız. Ancak ben, daha önce dediğim gibi, bu tür hayır işlerine giren insanların siyasetten uzak kalması lazım gelir diye düşündüm. Siyasete girdiğin zaman dernek, vakıf bölünür.  Vakfın başına geldiğim zaman siyasi gömleği çıkardım sade bir Şaban Taçyıldız olarak ortaya çıktım. Hiçbir parti sempatizanı olmadan işlerimi yürüttüm. Başarı buradan geliyor. Bu A partili; bu B partili; bu C partili dediğin zaman olmaz. Günlük politikalar üretmek gibi bir şey değil bu, biraz zamana yayacaksın her şeyi. Dernek, vakıf işleriyle uğraşıyorsan, bu işlere giriyorsan; bunlar gönül işidir, Allah rızası için yapılan işlerdir. İnsanları toplamak bir araya getirmek en önemli iştir. Eğer bunları yaparken siyasetten uzak duramıyorsan, bu işleri bırakıp gitmen lazım.

Malatya’da gencecik arkadaşlar var. Şu anda vazifesini yapan arkadaşlarımız var; bunlar içerisinde kimler iyi çalışmışlarsa, kimler görevini layığıyla yerine getirmişse kamuoyu bunları seçer getirir, ben de desteklerim.  Bugün hangi köye, kasabaya gitsem büyük ilgiyle karşılanıyorum, herkes arkamdan dua ediyor. Bundan daha güzel daha büyük bahtiyarlık olur mu? Bir partinin adamı olsam öteki taraf bana muhalif olacak, ne gereği var! Ben bu kadar emek vermişim,  bu emeklerimi siyaset için bitirmenin ne anlamı var? Benim paraya ihtiyacım yok Allah’a şükür devletin verdiği maaşla geçiniyorum. İyi kötü bir gelirimiz var, ne yapacağım ki bu yaştan sonra parayı pulu ama yine hizmet etmeye devam ediyorum. Derneklere, vakıflara zaman zaman yeni arkadaşlar geliyor, onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Bunlar benim için güzel şeyler. Gencecik arkadaşlarımız var, iyi milletvekillerimiz var, çalışıyorlar. Onların yolunu açmak lazım, biz artık dinlenelim, bir kenarda kalalım. Ben bu işleri bile bırakmak istiyorum ama bıraktırmıyorlar. Artık yoruldum diyorum.

Mesela aynı evin içinde kızım Şeyda ile görüşemediğim zamanlar olmuştur. Bu işlere girdiğin zaman bazı fedakârlıklar şart. Eşim ve çocuklarım bana bu konuda çok destek oluyor. Şehirlerarası yolculuklarım çok oluyor. Hanımım biliyor yaptığım işin doğru bir iş olduğunu, anlayışla karşılıyor. Çocuklarım bana bu fırsatı vermeseler yani başımın etini yeseler bırak şu işleri deseler; ben de bir yerde onların mutluluğunu düşündüğümden bırakırım bu işleri. Ama onlar benden daha fazla bu işlerin doğrulundan bahsediyor, hayır duası alıyorsun, yap baba diyorlar. Herkes kahveye gidiyor, herkes şuraya buraya gidiyor; ben gitmiyorum kardeşim! Ben de bu işler için didiniyorum. Bu yüzden ailem de bana anlayışlı davranıyor, cesaret veriyor. Eşim ve çocuklarımdan bu hususta çok memnunum. Onların üzüldüğünü bilsem her şeyi bırakırım. Devamlı da hakkınızı helal edin diyorum, onlar da helal ediyorlar, yani problem yok.

ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği’nin Ankara’da düzenlemiş olduğu toplantılara genellikle katılmaya çalışıyorsunuz. Bu bizi oldukça mutlu ediyor, katılımınızın yanı sıra katkı sağlamayı da arzuluyorsunuz. ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek isteriz.

Malatyalı Orta Doğu Teknik Üniversiteli öğrencilerimizin böyle bir derneği kurduğunu duyduğumda,  dünyalar benim oldu. Şimdilerde derneğinize mezun ve akademisyenler de üye olmuş, bu çok sevindirici. Biz iş adamları olarak, Malatya’nın ticaret adamları, esnafları belli bir yere kadar elimizden geleni yaptık. Bundan sonra Malatya’yı kalkındıracak, ülkeye destek olacak olan siz gençlersiniz.

Bugün Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne girmek her öğrencinin kârı değil. İyi çalışacaksın, yüksek puan alacaksın, zeki olacaksın bu çok önemli bir şeydir. Ben bu dernek kurulduğu zaman açıkça söylüyorum,  Malatya Eğitim Vakfı’na eşdeğer bir vakıf olarak gördüm. Bununla birlikte Malatya’nın istikbalinin sizlerde olacağını, sizlerle beraber Malatya’nın ve ülkenin büyüyeceğini, sizlerin ülkeye büyük destek olacağınız ümidiyle, derneğinizin kuruluşunu çok iyi karşıladım. Ben bu derneği kuranları gerçekten tebrik ediyorum, kutluyorum ve saygı duyuyorum. Saygı sadece senden yaşça büyük olana değil, senden çok küçük çocuğa bile saygı duymak lazım çünkü onun çocukluğuna saygı duymak lazım, gençliğine saygı duymak lazım, zekâsına saygı duymak lazım.  Ben sizlere saygı duyuyorum çünkü siz benden daha akıllı insanlarsınız. Benim okuduğum yer sınırlıydı ama siz bugün Türkiye’nin en yüksek puanlı üniversitesinde eğitim görüyorsunuz ve memleketin işlerine,  davasına sahip çıkıyorsunuz.  Bu bakımdan ben sizi kutluyorum ve her zaman yanınızda olmaya gayret gösteriyorum çünkü sizleri yalnız bırakmak güzel bir şey değil. Ben ufak tefek eksiklerinize alınmıyorum. Gençtir, tecrübesizdir, gözünden kaçmıştır diye kasıt aramıyorum ve çağrılmadığım zamanlar bile kendiliğimden çıkıp geliyorum. Ali Bey’e ve yönetimine teşekkür ediyorum. Ben her zaman sizin yanınızda olacağım. Yeter ki güzel şeyler yapın, birlik ve beraberliği sağlayıcı projeler geliştirin. Malatya ile ilgili yapılması gereken projeler geliştirin. Bizlerden destek isterseniz, destek olalım. Yardım isterseniz, yardımcı olalım. Yeter ki Malatya’da uygulanmak üzere doğru projeler üretin. Yanınızdaki ekip arkadaşlarınızı, çalışma arkadaşlarınızı seçerken çok dikkatli davranın, çok iyi arkadaşlar seçin, zeki arkadaşlar seçin. Böylelikle herkesin size olan güveni artar. Rahmetli babamla Yeşilyurt’ta otururken iki tane arkadaş, o zaman abilerimiz, biri hukuk fakültesine gidiyor, diğeri ziraat fakültesine gidiyordu. Hanifi Bağdatlı vefat etti; diğeri yaşıyor ismi, Ahmet Kuzucu. Babam onları gördüğü zaman ayağa kalkardı. Niye ayağa kalkıyorsun baba deyince, oğlum bunlar üniversiteye gidiyor derdi.  Bunlar okuyor derdi.  Okuyan adam için ayağa kalkacaksın, ona kol kanat gereceksin, onu seveceksin de derdi. Şimdi bizde okuyanlara destek olacağız, yardımcı olacağız, diyoruz. Ben de babam gibi bu işleri yapmayı seviyorum, bu işlerden mutlu da oluyorum.

Saban Tacyildiz Roportaji (pdf)

Röportaj:

Serkan EROL

Yönetim Kurulu Üyesi

Basın-Yayın, İletişim Sorumlusu